3 Ağustos 2011 Çarşamba

Loreena...


Bugün bi "arkadaş" sayesinde uzunca bi zamandır çok ama pek çok sevdiğim dahiyane müzisyen Loreena McKennit dinlemediğimi, dahası ruhumun buna çok fazla ihtiyaç duyduğunu farkettim:) Eve geldiğimde de ruhumun ihtiyacını karşıladım ve de karşılamaya devam ediyorum:)

Fazla söze gerek yok. Ekşi yazarlarının bu Loreena teyzemizle ilgili söylediklerinden biraz alıntı yapalım bakalım;)

“Onun müziklerini ve sesini dinlerken keltlerin ya da orta dünya`nın yemyeşil ovalarında, rüzgârlı doruklarında dolaştığınız hissine kapılırsınız.Sanki bir masal diyârında, kanatlı atların sırtında seyri âlem yapıyormuş gibi olursunuz.Kimi zaman yorgun savaşçıların destanlarına, kimi zaman aşkı uğruna ölen shalott`un leydisinin yürek sancılarına kulak verirsiniz. İstanbul`un kapılarından süzülür, kervansaraylardan gelip geçen seyyahlardan biri olursunuz. Dünü, bugünü, yarını aynı anda düşündürten dinlenesi müziklerin ve sesin sahibidir o.”

“Yağmurdan sonra toprak kokusudur loreena Sevgilinizin gözlerinin içindeki parıltıdır Yeni doğmuş çocuğunuzun ilk nefes alışıdır An'ı durdurmaktır loreena “

“Uykuyu anlamlı kılan dinginliğin büyüleyici sesi... Öylesine bir sestir ki bahse konu olan ses insanı alıp götürür bir yerlere. Duruluk ve huzurla derin düşlere dalıp karakalem resimler çizmeye koyulursunuz bilirsiniz ki manidardır olup bitenler,huzur ve kalitenin adresidir o.Çikolata kaplı hüzünlerimin dansıdır loreena. Bilirim ki tebessüm yakınımdadır.”

“büyülü, inanılmaz tatlı bi sesi olan ve çok güzel arp çalan sanatcı.yoğun stres altındaki bünyeyi bile yumuşak sesiyle kulak memesi kıvamına getirebilen varlık.bir kutluluk var yahu sesinde.”

“kendi besteledigi yari ruhani, açik renkli ezgilerini kanatlarini açarak mirildayan bir kelt ozanesi. serde bu hanim teyzenin evladi olup kirlarda bostanlarda bermuda sortla saklambaç oynamak, düsüp dizleri yaralamak vardir. gelsin dayasin tendürdiyotu, basimi oksasin, zil çalip "hadi çocuklar yemek hazir" desin. kosa kosa gidelim sebze yiyelim. ardindan ahsap cumbali konakta sazlar çalinsin, türküler söylensin. muhabbet hiç bitmesin, gönüller hep sicak kalsin benim istedigim. gel desen gelirim loreena teyze.”

“küçük bir ilçede bir bakkaldan ekmek gazete vs. alırken bilgisayarda loreenna mc kennitt ın mp3 ünü dinleyen bakkal şemsettin abiyle şans eseri tansmıs birisi olarak,loreena aşmış bir kadındır.beni hüzünlendiren kadındır.çocuklugumdaki çizgi filmlerdeki kanatlı melek figürlerini hatırlatan kadındır.arp çalan kadındır.aşmış bir kadındır. sesi,suyun üzerinde hareket etmeden ilerleyen bir kugunun sudaki süzülüşünü anımsatır. ha şemsettin abiye ne mi oldu.her hafta sonu akşam üstü şehir merkezini görebilecegimiz bir tepeye çıkıp güneşin batışını izliyoruz birlikte.ufka bakıp hayatın anlamını sorguluyoruz.yaa.”

Tek cümleyle söylüyorum: Loreena' yı dinleyin, dinletin!!


İ.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

SIKKINLIK BIKKINLIK


Bi de baktım da ben blog yazmayalı, dahası da yazılanları okumayalı 1 seneye geliyo. Abooo!! Neettin muyittin yaw:) Tamam anlarım sıkılabilirsin zaman zaman. Yani dönemsel olarak da 1 sene az bi zaman değil sanki ama sonucunda silkin ve kendine gel ey kadın! Halkın arasına karış, bişeylerden haberdar ol dahası paylaşımcı ol kendi kabuğunda kalma yenile kendini:)

Mesela bu bi sene içinde neettin.Özet g
eç bakalım:)

Öncelikle yüksek lisans ın ders kısmını bitirip tez aşamasına geçtin. Güzelmiş:) Başka neettin? Bi de Erasmus'la 2012 Bahar döneminde "hibeli" bi şekilde Danimarka- Aarhus Universitet' e gitme hakkını kazandın. Uzun araştırmalar sonucu bulduğun dahiyane profesör seni okuluna kabul etti. Bi alkış patlamasını hakettin sanki sen:) Şakşakşak...
Bu arada bulduğun şahsiyet aynı zamanda dünyaca ünlü Max-Planck Institue' de Marine Microbiology bölüm başkanı olduğundan hani olur ya bi gün gelir de "Bak kızım! Senin bu bilimsel dünyaya olan katkın gözlerimi yaşartıyo.Topla pılını ve pırtını kap getir Almanya Bremen'e. Araştırmalarına Max Planck' ta devam et derse ben de ama benim Almancam yok kiiii dememek için Hürriyet gazetesi tarafından 49 kuponla verilen genel Almanca CD lerinden Almanca çalışarak kendimi geliştirmeye uğraşıyorum hatta ve hatta artık kısa cümleler kurabiliyorum bile:) Ich kann nicht gut Deut
sch sprehen, aber ich muss sehr gut lernen!Jaa!:)

Bu arada dikkatten kaçmasın. Yukarıda hibeli yi tırnak içine aldım. Çünkü okulumdan bana hibe bağlandı. Hem de tam tamına aylık 596 avro. Araştırmalarım sonucu konaklamaya 400 avro kadar bi para vericem tahmin edilirse ve bu paranın yüzde 80 ini gitmeden, kalan yüzde 20 sini de geldikten sonra alıcaksam eğer varın gelin hesabını siz yapın efem:) Allah razı olsun 596 avro verenden ne diyim. Sanırım Danimarka' da taş yiycemizi düşünmüş arkadaşlar ya da gecekonduda konaklıycamızı falan:)

Bu arada kedilerden tiksinen, nefret eden bendeniz yaklaşık 8 aydır evimde Maya isminde sevimli mi sevimli, tatlı mı tatlı bi dişi kedi besliyorum. Ona kedi bile diyemiyorum, çünkü sanki bizden biri gibi. O kedi değil Maya:) Hanım kızım
benim o:)

Offf..Ne biliym öyle işte. Bak görüyo musun yine sıkıldım. Sanırım içime anane ruhu kaçmış.Valla sıkıldım. Daha fazla duramam buralarda. Gidiyorum ben. Ama en kısa zamanda yine geri geliciyim:)

Auf Wiedersehen!:)


9 Eylül 2010 Perşembe

Damla Sakızlı Türk Kahvesi

Özellikle her kahvaltıdan sonra türk kahvesi içmeyi ilke edinmiş biri olarak son zamanlardaki favori kahvem damla sakızı aromalı türk kahvesidir..
Bi gün arkadaşımla cafeye oturup menuyu incelerken şimdi ne içelim ya değişik olsun falan diye düşündüğümüz sırada resmen göz kırptı bana bu meret ve o zamandan bu zamana artık damla sakızlıdan başka bi şey içmiyorum desem abartmış sayılmam heralde:)
O gün eve dönerken yaptığım ilk şey markete uğrayıp kahve reyonunda damla sakızlı kahveyi arayıp,sora da en altta en köşede,en dipte dışlanmış bi şekilde bulmak,dahası bulduğuma da çocuk gibi sevinmek oldu:)
Zaten damla sakızını her şekilde seven bi insanımdır ben..Muhallebide olsuun,falım sakızda olsuuun:)Kahveye de çok yakışmış bence kesinlikle denemenizi tavsiye ederim;=)

İlug@

3 Ağustos 2010 Salı

Faydalı Bilgiler Vol.1

Geçtiğimiz akşam balkonda yine her zamanki gibi internet keyfi yapıodum-gerçi benim için pek değişik de bi durum değil bu-.Birden kulağıma değişik egzotik duymaya alışık olunmayan melodiler çalınmaya başladı..Ses meğersem alt komşumuzdan geliyomuş.Normalde gecenin belli bi vaktinden sora müzik sesinin dışarıdan duyulmasına karşı bi insan da olsam o gece çalınan müziğin etkileyiciliğinden olsa gerek ağzımı açıp bişey diyemedim..Hatta ve hatta aaa bu akşam da bekliyoruz aynı performansı Mesut bey die de takıldım ertesi gün..

Ben böyle rahatlatıcı,dinlendirici müzkleri sevdiğimden ötürü ilgimi çekti çalan şarkılar.Hatta hangi cd bu ben de aliym falan derken cd olmadığını bütün bu benzersiz ve etkileyici müziklerin bi radyo istasyonundan çıktığını öğrendim ve öğrendiğim gibi de burda paylaşmak istedim..

107,4 Radyo Voyage sayesinde artık kulaklarımızın pası silindi,dert keder kalmadı efenim:) Allah razı olsun bizim komşularımızdan ne faydalı insanlar onlar öyle:)

Müsait bi zamanda biraz dinleyin gözleri kapatın kendinizi müziğe kaptırın derim ben.Zaten ne demek istediğimi o zaman anlıycaksınız;)

İ.

20 Temmuz 2010 Salı

Ben Geldim Hoşgeldim

Uzunca bir zamandır yoktum efendim.Yaklaşık 1 hafta önce arkadaşlarımla Kuşadası'na gitmiştik tatile.Sonra da bir yorgunluk bir telaş yazasım yok.Aynı sendrom devam ediyo hala daha aslında: Tembellik sendromu.

Bu durumu nası aşıcamı da bilmiyorum..Yapmak istediğim yapmam gereken çok şeyim varken nası bi lüks nası bi rahatlıktır benimki aklım almıo vallahi..Bi bilen varsa bu sendromu nası yenebilcemi bişeyler yazıversin lütfen ben kafayı yemeden..

İlug@

6 Temmuz 2010 Salı

Şaşayazdım Ben

Bilmiyorum duyanınız ya da göreniniz veya veya kullanananız var mı ama 26,000 liraya çanta varmış çantacılarda.Evet evet yanlış duymadınız eski parayla tam tamına 26 milyar oluyor kendileri..

Ohannes!! Şaka gibi!!Kal gelir adama yaw bu paraya bi çanta alırsan..Yani bence gelmeli:)

Hemen çantayla ilgili detaylara geçiyorum;

Türkiye'de sadece 15 kişide varmış,dünyada da 300 kişi kullanıyomuş bu çantaları efenim.Kobra derisinin botoksla yumuşatılmış haliymiş bu çantalar.Bi de öyle eskidi,yırtıldı falan derdi de yokmuş.Şarap gibi olduğuna dair de söylemler var medyada..Yani eskiyince daha çok güzelleşiyomuş.Torunlara bile miras bırakılabilirmiş yani düşünün eskime kavramının genişliğini:)

Bu çantaları kullanan bayanlar kendilerini çok pozitif hissediyolarmış ve hayata bakış açıları çok optimistik oluyomuş..Bak sen şu botokslu çantanın ettiğine yaa:)

Mezun da oldum hazır.Acaba annemden mezuniyet hediyesi olarak araba yerine bu çantalardan mı aldırsam naapsam ki:) Ama yok yaa..Taşıyamam ben onu.Maazallah kapkaç olurum bilmemle olurum sora çantanın içindekine mi yanasın çantanın kendisine mi..Bela getirir öylesi bana walla:)

Yani hani gırgır geçiyorum,gülüyorum gibi gözükse de aslında üzüldüm ben bu duruma.Tüm dünyada 300 kişi kullanıyomuş,bizim ülkemizde de 15 kişide varmış.Orana bakılcak olursa güzel ülkemin insanlarının ne kadar zengin olduğu çıkıyo ortaya.Korkunç bi oran var ortada di mi ya..300 e 15..tiheytihey..Güzel ülkemin güzel insanlarına bak sen hele..

Allah bilir buna 26 milyar para veren insanlar, yanlarında hizmet eden yardımcılarının sosyal imkanlarını sağlamıolardır ya da maaşlarını aksatıyolardır..Allah bilir..

Böyle işte benim insanım.Nerde hava cıva boş şeyler var bunlarla uğraşır.Gösteriş olsun lüks olsun pahalı olsun da varsın sigortasız insanlar çalıştırsın yanında.Mühim değil! Mühim olan O çantasıyla çevresinde kendi gibi olan insanlara hava atsın,kendini mutlu hissetsin..

Ne kadar adaletsiz bi dünyada yaşıyoruz.Bi kesim gerçekten karnını doyuracak ekmeği bulabilmek için çöpleri eşeliyo hatta bazıları o imkanı bile bulamıyo..Diğer yandan bi kesim de 26 milyarını bi anda böyle gereksiz şeylere gözünü kırpmadan yatırabiliyo..Anlamakta zorlanıyorum bu düzeni çoğu zaman..Bilemedim onu ben!

İ.

4 Temmuz 2010 Pazar

Tembel İlu!

Tüm bir gün..Evet..Kocaman bir pazar gününü hiçbir şey yapmadan geçirdim ya da ziyan ettim.Hayırlı uğurlu olsun vatana millete efendim.

Oysa ki okuldan mezun olmadan önce..Çok değil yaklaşık 1 ay öncesinde son finallerime girip onların stresini çekerken dilemiyo muydum Allahım noolursun bi an önce bitsin ve hiç bi şey yapamıycam günlere geliym,aptal aptal evde dolaniym artık bi an önce mezun oliym diye..Hatta ders çalışma kısmına ara verip finallerden sora yapcaklarımın listesini de çıkarıyodum.Fotoğraf çek,adalara git,alışveriş yap..vs diye.

Yok annem yoook..Wallaha bu insanoğluna rahatlık yaramıyo.Anladım onu ben.Ders olsa bi dert olmasa ayrı dert..Hayret bi şey yaa...

Bi sürü filmler izlemem lazım indirdim o kadar özene bezene yok..Paşa keyfim istemiyo.Kitaplar okuyim,fotoğraf çekiym diyorum.Yok.Ona da yok efendim!

Benim canım dayak istiyo walla..Anladım sanki ben yavaş yavaş.Böyle okkalı bi dayağa ihtiyacım var.Silkinip kendime gelip eski versiyonuma dönmem lazım.Yoksa böyle bi insan değildim ben.Yok yok..Wallaha da değildim hani..Resmen coach potatoluğa doğru gidiyorum ben.Durum fena a dostlar!

Sabah gazete okudum bi süre sora sıkıldım attım kenara..Müzik dinliyim dedim sıkıldım çıkardım kulaklıkları..Şimdi de yazı yazıym dedim ama ne yazık ki bundan da sıkıldım.Burda bitiriyorum.Yeter!!


Offpoff İlu...