


Yürüdüm çok yollardan geçtim ama inan çok büyüdüm
Düşündüm sebebini bulamadım neden çok üzüldüm
Şimdi aç kapını lütfen çünkü ben geldim
Çok üşüdüm çok soğuk yerden geldim
Bana biraz gülümser misin
Kimseye sormadım yolu kendim buldum geldim
Simsiyahların içinden sana karbeyaz geldim
Beni biraz sever misin ben geldim
Üstüm biraz tozlu yolda çok düştüm geldim
Ellerim çizik üzgünüm dikenliklerden geldim
Kalbim paramparça ama sana topladım geldim
Bir bilsen neler yazdım, hepsini yaktım geldim
Annemi bıraktım sana kimsesiz geldim
Çocukluğumun söküklerini dikebilir misin
İzin ver de oturayım lütfen bacaklarımı çok yordum geldim
Kusura bakma üstüm ıslak büyük yağmurlardan geldim
Anlatsam herşeyi dinler misin
Yanıma para almadım beş kuruşsuz geldim
Yolda biraz acıktım ama sana dayandım geldim
Hiç yokken hep olmak nedir bilir misin
Kendime devdim devrildim geldim
Kardı buzdum eridim erittim geldim
Aşkı sırtıma aldım taşıdım evladım dedim
Açtım soldum sarardım geldim
Yandım söndüm kül oldum geldim
Ellerinle ellerime su dökebilir misin
Yüzüme vurdu rüzgar yağmuru daha çok dedim
Yağmur carptı kendini bana "bu yetmez" dedim
Kırılmış kanatlarıma birkez dokunabilir misin
Taştım dağdım kum oldum geldim
Camdım kayaydım tuz buz oldum geldim
Beni Allaha tekrar inandırabilir misin
Bin kere öldüysem bin kere dirildim geldim
Canımdan can kan verdim ama adını yaşattım geldim
Yedi kat yerin dibinden beni duyabilir misin
Kimse inanmadı sana ben taptım geldim
Dönecek yerim kalmadı herşeyi mahvettim geldim
Şimdi beni biraz sevebilir misin
Ben geldim..

Geçen gün evde gazete okuyordum kahvaltıdan sonra..Hani olur ya klasik kahvaltı sonrası keyifler..Ben çok seviyorum o keyfi,özellikle Pazar günleri çok daha eğlenceli ve huzurlu bi kahvaltı oluyo benim için..Hem tüm aile fertleriyle aynı masada toplanıp uzun uzadıya sohbet etme fırsatı buluyo insan hem de keyif çayımla beraber, sınırsız bi zamanda gazete okumak,zorunluluktan çok, bi anda güzel ve tüm hafta beklenen tarifsiz bi keyfe dönüşüo benim için..Yine öyle bi keyif esnasında gazetelerden biri benim uzunca bi zamandır merak ettiğim hatta konuyla ilgili filmini bile izlediğim ama ne hikmetse işin aslını öğrenmeye fırsat bulamadığım bi konuya değinmişti..
Öncelikle 46 km uzunluğundaki bu duvar Doğu Almanya ile Batı Almanya’yı birbirinden ayırmak için yapılmıştır.Amaç Doğu Almanya’da yaşayan vatandaşların Batı Almanya’ya gitmesini önlemektir.Bu duvar 1961 de örülmeden önce 1950 li yıllarda duvar yerine tel örgüler bulunmaktaydı.Ancak bu tel örgülerden atlayıp da karşı tarafa geçen insan sayısı gün geçtikçe arttığından olcak 1961 yılında tel örgüleri kaldırıp duvar yapmayı uygun gördüler .Üstüne tel örgü çekmeyi de ihmal etmediler tabi..Yani..
Çok ilkel bi düşünce gibi duruo di mi “duvar".Adına aynı zamanda “utanç duvarı” denmesinin sebebi de bu ilkelliğinden gelio zaten efendim.Düşünsenize Türkiye nin doğusuyla batısını ayıran bi duvar örüldüğünü..İnsanların doğuda yaşıyan sevdiklerini görememesi,konuşamaması..vs.Korkunç gerçekten..Bir zaman sonra batılı insanların doğulu insanları küçük görüp aşağılaması,doğuluların bu durumdan aldıkları ağır darbeler,batılıların doğu kısmı geliştirmek için aniden ekstra vergi ödemek zorunda bırakılmaları falan da filan..Tıpkı iki farklı ülke iki farklı dünya gibi kısacası..İnsan kendi insanından nefret eder düşman eder kendine bi zaman sonra..Zaten bu durum Almanya’da soğuk savaşın yaşanmasına da sebep olmuştur vakti zamanında.
Batı Almanyasına bakcak olursak,onlar da ülkenin doğu kısmının daha ferah ve daha gelişmiş düzeye getirilebilmesi için daha fazla vergi ödemeye zorlandılar.Doğulularla bir arada yaşamayı gururlarına yediremediler.Bi böbürlenme bi kendini beğenmişlik durumu söz konusuydu onlarda.. 
