
Eveeet..Uzunca uzunca bir zamandır uzaklaşmıştım blogumdan..Bu hastalık vıtıvıtlarından ben de aldım nasibimi efendim..Hatta kendi kendime H1N1 teşhisi bile koydum..:) E ateşim vardı,öksürmekten diyaframlarım acıyodu ki öksürüğüm hala daha geçmedi,midem bulanıyodu,etlerim dayak yemiş gibi acıyodu,ayağa kalkınca başım da fıldır fıldır dönüyodu,1 haftadır okula da gitmeyip asosyal bi organizma modundaydım..Tamam işte yaa,ben bal gibi de H1N1 i kapmışım di mi ama:)
Şimdi ben aslında biraz aykırı davranarak H1N1 in faydalarından bahsetmek istiyorum..:)Olmaz olmaz demeyin efendim,geçen hafta boyunca tüm gün evdeydim,yattım,istirahat ettim,dinlendim,kendi kendime kaldım,düşündüm vs.Bunlar da bi ihtiyaç aslına bakarsanız..Bireysellik,bireyselleşme..Bakalım neler neler yapmışım bu hastalık boyunca,bundan bahsedelim biraz,ne dersiniz:)
Öncelikle virüsü İstanbul’dan kaptığımı ve Bolu’nun soğuğunda da beni esir aldığını tahmin ediyorum..Çünkü hasta olmam direk şehir dışından gelmemle başladı..İnsanın aklına başka ihtimal de gelmiyor di mi..Malumunuz Bolu çok soğuk ve sert bir iklime sahip olduğu için benim gibi çıtkırıldımlar karşı koyamadılar bu zor ve çetin hava şartlarına...:)Eee ben de naaptım..Hasta oldum,yattım..Kendime gelene kadar kafamı yastıktan kaldırmadım..Odayı kardeşimle paylaşıoruz biz normalde,baktı ki ben hastalıktan kırılıyorum,wallahi aldı pılını pırtısını yatağını,yorganını annemin odasına transfer oldu 1 hafta kadar..Böylece 1 hafta kimse bana karışamadı odayla ilgili efendim..Abla o şöyle mii,ablaaa bu böyle miii gibilerinden..Anlıycanız bi süreliğine de olsa kafamı dinledim:)
Birazcık daha iyi olduğumda hemen hemen her gün yatağımda bilgisayarım vasıtasıyla film izlemeye,diziler takip etmeye başladım..Kitap okudum,TV programlarına abone oldum,dergiler okudum,internette blogları takip etmeye çalıştım..vs.Kısacası okula gitmek dışında bu bir haftada kafa dağıtacak,eğlencek ne varsa yaptım kendi çapımda..Senin eğlence anlayışın da buysa dediğinizi duyar gibiyim ama efendim takdir edersiniz ki ben bunları hasta hasta yaptım ve de insan hele ki böyle zamanlarda ağır hasta bi şekilde yatak döşek yatarsa yapcağı aktiviteler de sınırlı oluo di mi ama..:)
Her güzel şey nasıl sonlanırsa benim de bu hastalıktan dolayı elde ettiğim tatilim sona erdi ve tekrardan sosyal bir organizma halini aldım..Okula gitmek için evden çıktığımda ne görüyim..O 1 hafta içinde evimin tam karşısındaki kuaför dükkanı kapanmış,yerine de su dükkanı açılmış..Düşünebiliomusunuz tam 1 haftada bir işyeri kapanıyo,yerine çok farklı bi iş açılıo ve insanlar düzenini kuruyolar..
Sonracıma,sokağıma kazı çalışmaları yapılmak için işçi arabaları girmiş,kazmışlar,kaldırım taşlarını sökmüşler,heryeri çamur yapmışlar..vs.Kısacası hayat devam etmiş,değişmiş,yenilenmiş..Tıpkı benim değişip bir haftanın sonunda enerjik bir şekilde yenilendiğim gibi..:)Bu arada dersleri değil de okuldaki arkadaşlarımı çok özlediğimi farkettim okula gidince..Yine de ne diyoruz hastalık evlerden ırak olsun.Kötü,tehlikeli ve çok zahmetli bi dönemdir..Bunun için de dikkatli olmakta fayda var..
Sevgiler:)
İlug@...:)
Geçen gün evde gazete okuyordum kahvaltıdan sonra..Hani olur ya klasik kahvaltı sonrası keyifler..Ben çok seviyorum o keyfi,özellikle Pazar günleri çok daha eğlenceli ve huzurlu bi kahvaltı oluyo benim için..Hem tüm aile fertleriyle aynı masada toplanıp uzun uzadıya sohbet etme fırsatı buluyo insan hem de keyif çayımla beraber, sınırsız bi zamanda gazete okumak,zorunluluktan çok, bi anda güzel ve tüm hafta beklenen tarifsiz bi keyfe dönüşüo benim için..Yine öyle bi keyif esnasında gazetelerden biri benim uzunca bi zamandır merak ettiğim hatta konuyla ilgili filmini bile izlediğim ama ne hikmetse işin aslını öğrenmeye fırsat bulamadığım bi konuya değinmişti..
Öncelikle 46 km uzunluğundaki bu duvar Doğu Almanya ile Batı Almanya’yı birbirinden ayırmak için yapılmıştır.Amaç Doğu Almanya’da yaşayan vatandaşların Batı Almanya’ya gitmesini önlemektir.Bu duvar 1961 de örülmeden önce 1950 li yıllarda duvar yerine tel örgüler bulunmaktaydı.Ancak bu tel örgülerden atlayıp da karşı tarafa geçen insan sayısı gün geçtikçe arttığından olcak 1961 yılında tel örgüleri kaldırıp duvar yapmayı uygun gördüler .Üstüne tel örgü çekmeyi de ihmal etmediler tabi..Yani..
Çok ilkel bi düşünce gibi duruo di mi “duvar".Adına aynı zamanda “utanç duvarı” denmesinin sebebi de bu ilkelliğinden gelio zaten efendim.Düşünsenize Türkiye nin doğusuyla batısını ayıran bi duvar örüldüğünü..İnsanların doğuda yaşıyan sevdiklerini görememesi,konuşamaması..vs.Korkunç gerçekten..Bir zaman sonra batılı insanların doğulu insanları küçük görüp aşağılaması,doğuluların bu durumdan aldıkları ağır darbeler,batılıların doğu kısmı geliştirmek için aniden ekstra vergi ödemek zorunda bırakılmaları falan da filan..Tıpkı iki farklı ülke iki farklı dünya gibi kısacası..İnsan kendi insanından nefret eder düşman eder kendine bi zaman sonra..Zaten bu durum Almanya’da soğuk savaşın yaşanmasına da sebep olmuştur vakti zamanında.
Batı Almanyasına bakcak olursak,onlar da ülkenin doğu kısmının daha ferah ve daha gelişmiş düzeye getirilebilmesi için daha fazla vergi ödemeye zorlandılar.Doğulularla bir arada yaşamayı gururlarına yediremediler.Bi böbürlenme bi kendini beğenmişlik durumu söz konusuydu onlarda.. 
